11/06/2005

yorumsuz

9. Bienalin ardından Milliyet gazetesinin yaptığı bir soruşturmadan.
“Sanat Galericileri Derneği Başkanı” Doğan Paksoy'dan Bienal Tarifi
http://www.milliyet.com/2005/11/02/guncel/gun05.html

“Bienal, ülkemizde 1970'li yılların sonuna doğru ortaya çıkan bir başka sanat türü. Ben onları sanat olarak adlandırmıyorum ve böyle bir türün Türk sanatına çok zarar verdiğine inanıyorum.”

“Birtakım yabancı şirketlerin ülkemizden birileriyle olan ilişkilerinin neticesinde bir şeyler yapmak için ortaya çıkan yeni oluşumlar ve buradaki büyük şirketlerin oradaki büyük şirketlerle ilişkileri söz konusu. Yabancı küratörler, Türkiye'ye gelip de kimi, nasıl seçtiler, seçiyorlar? Onlara, isimler lanse ediliyor ve "Bunların arasından istediğinizi seçin" diyorlar. Galeriler, genç sanatçılar var, bu yabancı küratörler hiç mi merak etmediler bunları?

İnanın, gezen 100 kişinin 95'i dalga geçiyor gördükleriyle. "Bunu ben de yaparım" diyen o kadar çok insan var ki... Bu ülkede gerçek sanatı temsil eden sanatçılar, galericiler; oradakiler ve sergiledikleri eserler değildir.”

--------------------------------------------
milliyet pazar 27 ekim
"Şovdan kaçınmak lazım"
25 yıldır İsveç'te yaşayan yazar Demir Özlü, Nobel ödülüyle ilgili bilinmeyenleri anlattı...

Filiz Aygündüz soru:... Bu hafta Melih Aşık'ın Milliyet'teki köşesinde yer alan "Nobel jürisinde tanıdıklarım var. Tartışmalarda Orhan Pamuk'un adının hiç geçmediğini iyi biliyorum" sözleriniz dikkat çekti. Kim bu tanıdıklarınız ?

Demir Özlü Yanıt:Tanıdıklarıma daha çok Fransız Kültür Merkezi'nde, yakın ülkelerde olan edebiyat toplantılarında rastlıyorum. Akademi üyelerinden Katerina Frostenson bizim mahallede oturur...

--------------------------------------------
İSMAİL ÖZGÜR SOĞANCI
(http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=5222)
...Bienal'in ya da benzeri diğer etkinliklerin toplumla merak, reklam, statü, özenti ve benzeri mekanizmalar dışında daha gerçek ve doğrudan bir ilişkiye geçebilmesi, eski ve yeninin birlikte öğretilebildiği, ne geleneğe ne de modernist kurmacaya gözlerini kapatmayan örgün bir sanat eğitimi zemininde mümkündür...