12/25/2005

Taner Ceylan’ın Galerist’teki sergisi üzerine

Taner Ceylan ’ın resimleri için serginin açılışına giden batı avrupalı sanatçı misafirlerimizden biri “buna ne derseniz deyin ama sanat demeyin” diye kükrüyordu.

Tabi ki, Taner Ceylan’ın, hepsi tıpatıp aynı boyda, fotoğraf kullanarak yaptığı resimleri, ne yapıları ne de gösterdikleriyle alışılmamış işler değil. Bu sergi teyid edici resimlerle dolu. Fotoğraftan aktarımdaki itina, dikkatle inşa edilen bariz kurgu, resimlerin aşırı derecede kararlaştırılmış olmasına işaret ediyor. Her şey kitabına uygun. Yani, gay bile olsanız resime özdeşleşmeniz olası değil, hep geç kalmaktasınız, askıya alınmış hazzınız ve hayal dünyanızla başbaşasınız. Bir keyiften bir başka keyife dalan, sonsuz bir yaz tatili havası, yumuşak kanepeler, Mies van der Rohe “daybed”, pahalı mekanlar, başarılı bir styling ve fotoğrafçıyla hazırlanmış bir reklam kampanyasında olduğu gibi, sizi dışarıda bırakıyor. California usulü deniz manzaralı bir evin balkonundaki genç adamın resmini gördüğüm zaman, Calvin Klein "One"ınını kokluyor gibi oluyorum!

Ceylan’ın galeri girişindeki perdesi bir hile, galeriyi saran, asansör müziğinin hallicesi musiki de aynı şeye işaret. Burası, diye restleşiyor Ceylan, benim hayal dünyam, ve bunu böyle kabul edin. Bununla yetinecek miyim sahiden? Mesele şu ki, Ceylan’ın resimlerinde gösterdiğinin ötesinin olup olmadığı. Devrim öncesi Fransız resmindeki pembe popolar da oldukça iç gıcıklatıcıydı ama hikayeleri popodan fazlasıydı. Eğer sığ bir bakışa razıysanız harika. Örneğin bir karşılaştırma yaparsak, Galerist’te sergi açan bir başka sanatçı olan Erinç Seymen’le sunumlarında bir örtüşme var. Her ikisi de resimlerini müzik eşliğinde sunuyorlar ve duvar boyayıp, ışıkla oynayarak drama yaratmaya çalışıyorlar. Ama, Seymen ile Ceylan arasındaki fark güzel ile iğrenç arasındaki farktan ibaret değil.

Resimlerden birinin adı “Bonjour Monsieur Courbet” Gördüğümüz resim ise bir yusyuvarlak kıç, anus ve testisler. Ceylan, izleyicileri gezdirdiği sergi turunda, Courbet’nin “Origin du Monde”una da referans vermek istediğini söylüyordu. Anus vajinaya karşı! Anusle ilgili o kadar çok edebiyat var ki Ceylan’ın hatırlatmasına gerek yok. Asıl unutulmaması gereken Courbet’nin “Origin du Monde”u bir sergiye koymadığı. Sevdiği bir dostuna yaptığı ısmarlama bir resimdi bu. Yani, Ceylan’ın resmi de bir koleksiyoncunun evine süs olmak istiyorsa problem yok. Ama neden buna bakıyoruz? Kıçından boya fışkırtarak resim yapan ressamlar bile gördükten sonra bana bu resim yetmiyor.

Girişte, serginin en güzel resmi var, göğüs yırtmaçlı bir travesti, devasa bir nevresimin önünde poz vermiş. Resmin ardındaki oda ise boş. Bomboş. Bu oda serginin özeti gibi. Ceylan’ın yapabileceğinin çok altına kendini ikna etmiş oduğunu sanıyorum. 2002 sergisiyle oluşturduğu lisans çok eskidi artık.