8/20/2007

Ben daha büyüğünü ithal ederim!

Geçenlerde Radikal gazetesinde bir haber okudum: Sakıp Sabancı Müzesi'nde Deutsche Bank koleksiyonundan secilen "cağdaş eserler" SSM'nin koleksiyonundan eserlerle bir arada sergilenecekmiş! Adı da orijinal: "Habersiz Buluşma."

Bu karma ve karşılaştırma ne cin bir fikir ki, bizi bir de düşünmeye davet ediyor!?

Karşımızdaki karma karşılaştırma 1980lerin başından beri ağızdan ağıza verilen bir jiklet gibi iyiden iyiye yavanlaşmış iyi, kötü ama sonsuz örneği görülmüş bir mesele. Hatta artık yavan bir kılıf: "yaptığım toptan ithalat sergilerini nasıl zararsızlaştırırım" kılıfı. İsminden fikrine kadar ithal bir Picasso sergisiyle başlamıştık; devam ediyoruz izlemeye. SSM tek kurumdan, tek depodan çıkma, eve teslim iş getirmeye bayılıyor. Böylesi daha kolay, araştırma istemiyor, hele hele ev ödevi hiç istemiyor. Kes-yapıştır ready-made müzesi. SS'nin M'sinin müze anlamına geldiğini hatırlamak istemiyorlar sanırım. Emirgan'da olup, misyonu modern ve güncel sanat olan müzelerden rol çalmak için, 10. Bienalden rol çalmak nasıl bir arsız medya yüklemesi, nasıl bir kuşatma, nasıl bir hürmetsizlik gerekiyor biliyorsunuz. Allah için, bütçeleri de var ama taşıma su ile değirmen dönmeyecek. Bugün kenti reklamlarıyla boyayabilirler ama SSM için başka bir tarih yazılıyor.

Keşke ithalatçı olmasaydı, keşke araştırmacı ve üniversitesine layik bir müessese olsaydı diye hayıflanmamak mümkün değil...