2/14/2009

Bir iç savaş manzarası dünyada daha kol geziyor

Ali Akay

Bir iç savaş manzarası dünyada daha kol geziyor. Sri Lanka’daki Tamil gerillalarının Hindu inancının, Budist-Singalez çoğunluğa karşı savaşının neredeyse kırkıncı yılına geleceğiz. Sri Lanka’da 1972 yılından beri Tamil Alemi Özgürlük Kaplanlarının (LTTE) hükümetin bölücü olarak adlandırdığı gerillarıyla Budhist-Singalez inançlı hükümetin arasındaki iç savaş bugüne 70.000 kişinin ölümüyle sonuçlanmış vaziyette. Gerillalar ülkenin kuzey doğusunda bir Tamil İlam kurmak istiyorlar Bizim daha çok bölgeden aldığımız haberlerin yanında Sri Lanka’nın bize uzaklığı ve de dinler ve etnik gruplar arası çatışmanın bizim bölgemizdeki anlamsızlığı, belki de, üzerine konuşmamızı engellemekte. Tamillerin büyük bir kısmı adanın orta bölgelerinde Britanya plantasyonlarında çalışan işçilerden oluşmuş vaziyette eskien (sömürgecilik sorunlarına hep rastalamaktayız). Bunlar adanın güneyine çalışmak için gelen göçmenlerden oluşmakta, o zamanlar. Bu, Hintli Tamiller çay üretiminde eğreti koşullarda çalışmaya devam etmekteler hala . O zamanlarda aynı dili konuşmalarına rağmen dini olarak Singalezlerden ayrı bir şekilde dışlanmış durumda yaşamaktalar. Singalez milliyetçiliğinin dışladığı bu Tamiller hem dışlanmış vaziyetteler hem de fakirler ve de sadece dinleri ve etnik kökenleri farklı olduğundan dolayı bu koşullarda yaşamışlar. 1949 yılında hükümet kendilerinden ülke vatandaşlığını da ellerinden almış.Ve ülkede bir ‘’apartides’’ rejimi kurmuş. Parlemento da temsiliyetlerinin ellerinden alınmasıyla birlikte bir mezhep muhalefeti yapmanın imkansızlığı içinde dışlanarak, ayrılıkçılık yoluna gitmişler. Milliyetçi politikaların da bu gidişata yol açmış olduğunun görmemek elde değil.

İlk olarak 1964 yılında sonra da, İndra Gandhi zamanında 1967’de Sri Lanka Hindistan ile bir anlaşma yaparak Tamilleri sürmek istemiş. 600.000 Tamil göç etmiş, ama buna rağmen birçoğu hala Sri Lanka’da yaşamaya devam etmekteler. Gal- Oya bölgesinde inşa edilen barajda çalışan Tamilleri 1949 yılındaki hükümet yer vermiş, ama aynı zamanda Singalezlere de plantasyonlar için izin verdiğinde bölgedeki etnik denge bozulmuş.Ve, bölge zamanla Singalezlerin çoğunluğunun eline geçmiş. Bunu bir işgal olarak gören Tamillerin muhalefet ve ayrılıkçı hareketini güçlendiren bu olay aslında bir ekonomik yayılmanın ürünü, sanki en başta. Ama hemen arkasından etnik ve dini nedenler ağır basmaya başlıyor. Aynı dilden (ingilizce) olan ama ayrı dinlerden ve etnik kökenden bir iç savaşın başlangıcını görmekteyiz. 1956 ‘da İngilizcenin resmi dil olmaktan çıkarılıp Singale dili resmileştirilince de, bütün idari personel Singalezlerin tarafından çalıştırılmaya başlanmış. Laik ve milliyetçi hükümetin dil reformuyla tek dil egemenliği ülkeye yerleştirilmeye çalışılmış, o yıllarda. Bu şekilde, dini ve etnik bir ayrıma bir de dil öğesi eklenmeye başlamış. Ülke bölünmüş, sanki hükmet tarafından. Ve Tamiller dışlanmaya başlamışlar. Tamil Fedral Parti’sinin muhalefet denemeleri de yerel çeteler tarafından örgütlenen saldırılar ve cinayetlerle engellenmiş. Tamillerin dükkanlarına yağmalar düzenlenmiş.Evleri saldırıya uğramış ve yakılmış. Tamillerin yaşadığı bölgede Tamil dili resmi olarak tanınma denemelerine rağmen, hükümet bu dili resmi olarak kabul etmemiş. Yasal bir Parti olan Hintli Tamil Partisi yasaklanarak kapatılmış. Üniversitelerde hem Singalez hem de tamişl öğrenciler protesto ve gösteriler düzenlemiş. Ve hükümet 1970’de bir Üniversite reformu gerçekleştirerek Tamil öğrencilere kotalar koyarak üniversiteleri Singalezleştirme girişiminde bulunmuş. Ve 1970’de Ceylan olan ülke Sri Lanka adını alarak Singalez milliyetçiliğini ilan etmiş. 1977’den itibaren de Tamil direniş hareketi polislere saldırılar düzenlemeye başlamış. Jaffna’da bir karnaval sırasında başlayan karşılıklı öldürmeler sert bir gerilla hareketinin başlangıcını oluşturmuş. Bugün ülkeyi iç savaş görüntüleriyle kan gövdeyi götürmekte. Hindistan’ın Tamilleri koruma çabası da bundan sonra devreye girmekte.

Dünaylı olunacaksa bu haberlerin de bizim kulaklarımız ve gözlerimizin önünden geçmesini beklemek az bir beklenti değildir. Kendi içimize ve de bölgemize kapanmış bir vaziyette yürütülen iç ve dış politikalar, küresel dünyanın içindeki küresel bakışı körleştirmiş vaziyette. Biri belki de diyecektir ki, bilmediğimiz bir savaşının bir iç savaş olması bizi niye ilgilendirsin ki ? Aslında, dünyanın bugün almış olduğu iç savaş hallerinin bir örneğini görmek ve kıyaslama yapmak açısından bu durumun oldukça düşündürücü olduğunu söylemeninn yanlış olmayacağını ileri sürebiliriz. Üstelik de Ceylan’ ın Sri Lanka’ya dönüşme hikayesi bize bazı tanıdık olayları hatırlatmıyor mu ?