12/06/2010


Sanatsal ifade özgürlügünü, tarihsel avangardın bir kanadının sarsarak uyarma ilkelerine ve romantik sanatçı serbestisine verdikleri referanslarla karıştıran sanatçılar var Konuyu sekülerizmle karıştırıp tutuculuğa karşı yaptıklarını sananlar da var; örtünenler yayginlastikca daha fazla pornografik gösteriler yapiliyor;  mahremin, kamusal ozelligi olan mekanlarda performatif sunumlarini izliyoruz; sokakta icki icmek bile göstere göstere yapiliyor. Bunlarin hangisinin söylem gelistirici oldugunu, hangisinin entellektüel bir tartışmayı açtıgını göremiyorum. Kişisel ya da toplu tercihlerin, varolma biçimlerinin gösteriye dönüşümü, pazarı besleyen, pazarın istediği, kitlesel medyanın kışkırttığı ve tetiklediği olgular. Magazin sayfalarını ve paparazi köşelerini kritik algı mecraları yerine koyanlar var. Sansasyona tutkulu kitlesellik kamusal alan anlamına gelmediği gibi sanatsal ifade özgürlüğü de söylemin kapitale çevrilmesinden ibaret olamaz. Yazmaya bile değmez ama bilindik reklam stratejilerinden beslenen, sanatsal üretimi sıradan harcama, tüketme ve çöpe çevirme çerçevesinden yaşayan bir ortamda Sukran Moral ile Kutlug Ataman arasindaki devasa fark sadece sanat anlayisinda degil.